bu gidişle kendime de ayrıca bir blog yapacağım.. hastayım ve aklıma bir sürü şey geliyor.. insanlar hastayken neden daha duygusal olurlar acaba.. freudun bu konuda da düşünceleri varmıdır? seçim telaşı ardından annemin (kayınvaldem)5 saatlik mahmutpaşa macerası derken bu sabah kalktığımda üzerimden ne tır.. ne kamyon.. daha acayip bir şeyler geçmiş gibiydi.. yıkıldım.. okulda da nöbet ders mers derken son saatte merdivenleri zor çıktım gözlerim kayıyordu... eve gelmeme doğru balıkçıya uğradım kocaman bir palamut aldım.. (akşama buyrun palamut var..) sonra oyuncak bir tren aldım minnoşuma.. uzun zamandır oyuncak almışyordum ona.. kapıyı açtım oğlum anne diye atladı en sevimli hallerine girdi.. sonra elimdeki kutuyu gördü agı anni agııı dedi.. nennibaa agıı nennibaaa.. aç aç.. açtık tren yolunu kurduk.. oynadık.. arabalarını trenini bütün oyuncaklarını yatırıp yatmaya gittik.babaannemiz hastaneye gitti.. biz başbaşa kaldık.. sanki iyileştim onunla oynarken.. neden anne olunca insan 10 kaplan gücünde olur acaba.. onu da bir araştırmak lazım.. hasta olmamalıyım çocuğum ne olacak psiklolojisiyle mi?
akın uyuyunca nazlı hallerime geri döndüm.. hastayken içmekten zevk aldığım limonlu bir şehriye çorbası yaptım.. kıpkırmızı... salçasını çok koyduğumda daha güzel oluyor..üzerime döke saça yedim.ağzımın yolunu bulmak zor oldu.... amaaaaaan dedim.. blogları kurcaladım.. internette ne güzel şeyler var yarabbim.. keşke daha çok zaman olsa...
şimdi kahve içiyorum... birazdan balık pişircem.. aksam maç var.. kocacııma mısır patlatcam birşeyler içeriz yanında.. düşündükçe sanki iyi oluyorum.. ohhhhh
bir de küçükken hasta olmak deyince annemin yaptığı köfteler geliyor aklıma.. herhalde annem soruyor bana kızım sana ne yapayım (hasta ve nazlı bir kız) köfte diyorum.. bir de sobalı küçük evimizde sobanın yakınındaki yatağım ve pembe çizgileri olan sümerbank işi çarşafım... ne mutluluk.. bez mendilimi yıkar sobanın borusunda iki yana çekiştirerek kuruturdum.. övünürdüm bunu yaparken.. temiz düzenli bir kız olacağım ya.. hahahah.
oh keyfim yerine geldi..kahvem de mis gibi... sütümüz bitti.. the sütcü aysun hanımdan aldığımız 5 lt süt bu sefer çabuk bitti... tavsiye ederim.. istanbul şartlarında gayet güzel.. halis mulis inek sütü..
daldan dala daldan dala..(böyle bir şarkı mı ne vardı :O )
insan yalnız kalmayı ne çok özlüyor..uzun süreli yalnızlıkları sevmiyorum.. ama yalnız kalmayı seviyorum..
yaşlanmayı daha çok düşünüyorum..acaba benim gelinim de düşünceli davranır mı?yada davranmalı mı? ben bu konuda iyi olduğumu düşünüyorum.. zira son bir aydır babannemizin hastalanmasıyla performansım arttı.. 2 çocuk sahibi oldum bir anda.. şikayet etmiyorum.. yaşlanınca biz nasıl olacağız?hele hormonları yiye yiye radyasyonu ala ala sürünerek ölcez galiba... bu ara herkes evinde kaktüs bulundurmalıymış..evdeki radyasyonu topluyormus bilhassa bilgisayarın yanına koymalıymışız..
çok atladım daldan dala.. bulayım şimdi şöyle güzel bir fırın palamut tarifi.. yarın perşembe.. cumartesinin hayaliyle tutuşuyorum....
ehhhhhhh yetsin bu kadar aklıma gelen herşeyi yazmıyayım bari. ilkay akkayanın sesi kulağıme geldi bir an..
sevgi güzellik ister gülüm.. güzellik emek ister
güzellik tende değil gülüm, yürekte ateş ister..
dinleyin çok güzel.. sevgiler...... hepinizi seviyorum.. insanları hayvanları ağaçları toprağı... bulutları... şu an kahvemi içtiğim 10 yıllık çiçekli kupamı...içine her türlü zerzevatı yolladığım orta boy midemi... (küçük demiyorum dikkatinizi çekerim :) ) ne bileyim.. susayım bari ben. bir iki üç tıp!
1 Nisan 2009 Çarşamba
yine annesi..
Gönderen akın zaman: Çarşamba, Nisan 01, 2009
30 Mart 2009 Pazartesi
seçim(akının annesi..)
sabah 3 buçukta geldik eve... aynı günün sabahı 6 30 da çıkmıştık.. seçim derdine.. ilkel yöntemlerle yazdık işaretledik.. cetvellere işaretledik... saydık saydık saydık... insanlar 1 oyun peşine düştü.. yine saydık...akını hiç göremedim.. özledim.. içim eridi..bugün babaannesi aldı ben dinleneyim diye amcasına götürdü.. ağlayarak.. istemedi gitmeyi.. yine içim eridi... halbuki koşa koşa gider.. bir daha seçim görevi mi tövbeler olsun..başkandım.. başkanım! başkanım! peşimde dolandılar.. benim bu lafı önemseyeceğimi sandılar.. hiç öyle egolarım olmadı çok şükür.. o başkanım diye dolaşanlar sonra bir anda işi bana bırakıp kayboldular... e Türkiye de işler böyle..bi hikmet kaldı..görevli olmamasına rağmen.. beraber yaptık ettik.. en son çuvalı orada bırakıp kaçacak duruma geldik saat 2 30 da... bitti... çok şükür.. ne oldu bilmiyorum.. seme gibiyim..
Gönderen akın zaman: Pazartesi, Mart 30, 2009
25 Mart 2009 Çarşamba
yakışıklı diyorlar...
o nedemek tam olarak anlamış değilim.. ama dokunmatik bir çocuğum.. sevilmeyi öpülmeyi çok seviyorum... yengemlere gitmiştik bana halley almış onu yiyorum bir yandan konuşuyorum.. türkü dinlerken babaannem duygulandı ben de sarılıp aalama babade ı ıh dedim...
Gönderen akın zaman: Çarşamba, Mart 25, 2009
22 Mart 2009 Pazar
babade
babadem hasta.. gabigabigabi yapamıyoruz..(onun yatağında güreşmek boğuşmak) hep yatıyor halsiz.. dün gece acile gittik ben hastaneyi görünce korktum.. girmek istemedim.. babademe serum verdiler onu yiyince dedi ki 'bağa raki mi içirdinuz ha bu gözümü açamiyrum'... bugün daha iyi.. silivriye gittik amcalarımı ziyarete annemin yaptığı mamaları yedik.. onlar bekar evinde kalıyorlarmış.. gülüştük oynaştık geldik.. sabahları 6 30 da ayaktatım bu saatlerde baygın düşüyorum.. dilim çözülmeye başladı.. bahar gelmeye başladı.. ben büyümeye davem ediyorum.. a harfini ve rakamları gördüğümde tanıyorum.. 10 diyorum aon aon (a ile o arasında bir on) şişeyi açıp su içip şişeyi kapatıyorum.. arabanın kapısını açıp arabaya binebiliyorum.. yatağımdan kendim inip çıkabiliyorum (geçen hafta annem ve babam öğretti).. şekilleri tanıyorum.. aydedeyi çok seviyorum..
annem fülüt çalarken şarkıyı annemle beraber aynı anda söyleyebiliyorum ve sesleri değşitiriyorum makama göre.. (arabanın tekeri dönüyor dönüyor...) duyduğum şarkının bir kısmını taklit ediyorum..annem kulağımın çok iyi olduğunu söylüyor.. aklıma gelenler bunlar.. bu ara öğrendiklerim.. çok konuşuyorum. sürekli anlatıyorum açıklama bekliyorum açıklıyorum.. sokaklarda nenniba gamga okobüt gözetliyorum...
Gönderen akın zaman: Pazar, Mart 22, 2009
13 Mart 2009 Cuma
istanbul efendisi..
çalgılı çengili oyun.. yönetmenliğini Engin Alkan yapmış.. müzikler kareografi oyuncular kısaca mükemmel.. şehir tiyatroları sadabat sahnesinde oynuyor..bilet bulabilene ne mutlu.. bugün benim doğum günüm.. (akını doğuran şahsiyet)
Gönderen akın zaman: Cuma, Mart 13, 2009
12 Mart 2009 Perşembe
30
aslında çok değil.. ama insan zamanın neden bu kadar çabuk geçtiği konusunda bir türlü birşeyleri toparlayamıyor üzülmemeli mi? oysa içimden üzülmek geliyor.biraz buruğum..televizyonda bir kadın gördüm 30 yaşındaydı.Allahım ben de bu kadar kocaman mı görünüyorum dedim..insanın kendi görüntüsüne yabancı olması iy mi- kötü mü?...
30.. en güzel kadın yaşı... Güya... daha görmedik.. üzülsem mi.. sevinsem mi... ne bileyim ne etsem... dünya güzeli bir oğluşum var..sevdiğim bir kocacım.. anam babam kardaşım..bir kaç dost bir kaç arkadaşım... e daha ne olsun işte.. buna şükür..
dün geçti gitti
yarın ne olacak meçhul..
bugün?
Gönderen akın zaman: Perşembe, Mart 12, 2009
8 Mart 2009 Pazar
hafta sonu
amcalarım yengelerim kuzenlerimle.. son anda büyük babaannem küçük dedem küçük teyzelerimle dolu dolu bir hafta sonu geçirdim.dün gece odamda yatan abi ve ablamdan dolayı uyuyamasam da öğlenden beri burnum tıkanmış mız mız gezsemde güzeldi... babam bizi panaroma 1453 müzesine oradan feshane parkına götürdü yorgunluktan uyuyamadım.. ben odamada yalnız uyumayı seven fazla kalabalığa tahammül edemeyen bir çocuğum galiba..şimdi evde kimse yok.. babaannem erkenden yattı...ben hapışırıp duruyorum keyfim yok uyuyunca iyi olacağım.. babam gazete okuyor.. annem yorgun.. anneannem bana süveter örmüş yollamış yarın annem postaneden alacak.. hoşçakalın..
Gönderen akın zaman: Pazar, Mart 08, 2009



